Ses geliyor mu? Yıkılıyor saltanatımsı korku ve sömürü düzeni!!

Aslında koca hikâyenin özeti şu:
Senelerdir toplum üzerinde bazı ayarlamalar ince ince, hissettirmeden, ilmek ilmek işleniyordu. Tüm hesaplar yapılmış 2023'e rahat rahat yumuşak bir iniş yapılacak ve ardından tabuta son çivi çakılacaktı. 2020 yılında Corona ile birlikte tüm hesaplar şaşmış, ortam koşulları ters düz olmuştu. İnsanlar günlük hayat denizinde dalgalarla boğuşurken 2020 yılında aniden sular geri çekilivermiş, milletin aslında donsuz yüzdüğü de ayyuka çıkıvermişti. Herkesin birbirinin donsuz yüzdüğünü daha net görmesiyle birlikte artık insanlar bu kötü görüntüden rahatsızlık duymaya başlamıştı…

Son günlerde kişilerin ve kurumların eli ayağına dolaşmış vaziyette. Sanki Türkiye üzerinde bir panik bulutu hakim. Hükümet de ekonomi yönetimi olarak ne yapacağını şaşırmış durumda. Önce bir vergi koyuyor, bir iki ay bakıyor sonra yemiyor, geri adım atıyor. Çünkü ekonomi biliminin şamarı yüze sert çarpıyor. Görülüyor ki Laffer Eğrisi denen bi olgu var ve koyulan vergi geri çekilmek zorunda aksi halde bahsi geçen kalemden kasaya vergi gelmiyor. :)

Çok uzun yıllardır Türkiye enflasyon-faiz kıskacı altında gidip gidip geliyordu. Fakat bilimsel açıdan belirtelim ki bu iki ucu b*klu değnek olan kıskaçta gidip gelmenin kimseye bir yararı yoktur. Çünkü böyle bir ekonomide ancak günü kurtarırsınız ve üretim yapamazsınız yapsanız da onun bunun getir götürü olan fason üretim yaparsınız. Herkes görüyor ki: Artık dijital çağ, kim yenilik, yaratıcılık veya inovasyon yaratıyorsa ona para kazandırıyor. Yani 2020 koşullarında faizle-enflasyonla uğraşarak gelişmek ve kalkınmak ekonomi bilimi kurallarınca imkansızdır. Faiz-enflasyon dansözlüğünde ancak sıcak para varsa nefes alırsınız, dışardan nakit akışı yoksa entübesiniz:)

Özellikle 2001 krizinden sonra sıcak paraya dayalı ve dışa bağımlı ekonomimizde refahımız yerindeydi. Allah var 1,2–1,5 dolar kurlu günlerde ülkece konfetiler patlatıyorduk. Fakat artık 2016'dan bu yana FED kararları ile değişen konjonktürel koşullar sebebiyle sıcak para anavatanına çekilmeye başladı. 2020'den itibaren ise Covid’in küresel ekonomileri tehdit edişiyle birlikte FED tekrar gevşemeye politikalarına gitmek zorunda kaldı ve bu bahsettiğimiz konjonktürel koşullar da gelişmekte olan uydu ülkeler lehine yavaş yavaş düzelmeye başladı. Bugün artık artan FED bilançosuyla sıcak para dediğimiz yeşil dolarlar kendisine gidecek ülke arıyor. Fakattttt! bu sefer de hırsızlık, güvensizlik, hukuksuzluk gibi ‘bazııığğğ bazığğ’ risklerden ötürü Türkiye’ye yabancı para girişi olmuyor. Ör. Gazeteci Deniz Yücel hapse atılıyor. Şansölye Merkel baskı yapıyor ve ardından herif salıveriliyor. Vaiz Brunson içeri alınıyor. Trump ayar veriyor. Brunson hop özel uçakla taahhütlü iade ediliyor. Molla hukuku gibi bir şey. Kimin gücü kime yeterse hukukta onun borusu ötüyor. Böyle belirsizliklerle dolu kuralsız bir ülkeye sen milyon dolarları bağlar mısın canım kardeşim? Ülkenin rahatlaması için ihtiyacı olan sıcak para gelecek gelmesine de risk primi aşırı fazla. Yani kısacası: ‘kalmışız biz bize el elde baş başta’. :) .

Ülke harman olmuş eli ayağı titriyor saldıracak yer arıyor eroinsizlikten(sıcak para) …

Yıllardır halk arasındaki ‘protesto kültürü, bizim kültürümüzde yoktir dinimizde de yoktir !‘ tekerlemesi bizi bu raddeye getirdi. Yıllarca halk sinip kulağının üzerine yattıkça yavaş yavaş ağırlaştırılan baskı ve sömürü dozajının farkına varamadı. Nihayet bugün öyle bir her şeyi kaybetme noktasına gelindi ki insanlar artık özgürleşmeye başladı. Toplumdaki huzursuzluğun kolayca ve özgürce dışa vuruşunu sıklıkla haberlerde görür olduk. Üst üste biriktirilen yanlışlar artık Türkiye’yi kaynama noktasına ulaştırmış vaziyette. Artık insanlar ya intihar ediyorlar, ya öldürüyorlar ya da illegal hırsızlık işlerine yöneliyorlar.
Veyahut protesto etmeye başlayıp yıllardır yanlış yapılan işlere ses çıkarıyorlar. Çünkü artık ülke vücuduna kaktırılan çuvaldızın ucu, sinirlere temas etmeye daha duyarlı elit kesimlere de dokunmaya başladı. Yani ‘bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ modundaki kalburüstü kesim de iğnenin acısını hisseder oldu…Başkaldırının fitili yavaş yavaş ateşleniyor…

Bir cinnet her şeyi halleder mi?

Umarım her şey en kısa sürede yoluna girer. Ama bence bu noktadan sonra bazı şeyler için çok geç. Çünkü şu saatten sonra da artık şahsen bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Kederi de primi de benden uzak olsun. Toplumsal hiçbir olay şahsen beni ilgilendirmiyor. Ne yazık ki aidiyet hissimi kaybetmişim. Toplumun acısına üzülemiyor, sevincine ise ortak olamıyorum. Her halk hak ettiğini yaşarmış ya o sebepten allah herkesin çarşısını pazar etsin. Amen :)

(klasik bir aegeanocturne yazısı 6 OCAK 2021 )

İçerik üretir. Dijital pazarlama, ekonomi ve finans konularında uzman. Bilim,sanat,felsefe,grafik ve video montaj konularında ise meraklı. | aegeanocturne@pm.me

İçerik üretir. Dijital pazarlama, ekonomi ve finans konularında uzman. Bilim,sanat,felsefe,grafik ve video montaj konularında ise meraklı. | aegeanocturne@pm.me